Var olmak ya da olmamak, mesele bu. Gözü dönmüş talihin sapanına, oklarına için için katlanmak mı daha soylu, yoksa bir dertler denizine karşı silaha sarılıp son vermek mi onlara? Ölmek, uyumak… Hepsi bu… ve bir uykuyla yürek sızısına ve bedeni bekleyen binlerce doğal darbeye son verdik diyebilmek. Hangi insan gönülden istemezdi bu bitişi! Ölmek, uyumak… uyumak, belki rüya görmek. Ha! İş burada. Çünkü o ölüm uykusunda, şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda, göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister istemez. İşte felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu. Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına, küfürlerine, zorbanın haksızlığına, kibirli adamın hakaretine? Hor görülen aşkın acılarına, adaletin gecikmesine, devlet görevlisinin kendini bilmezliğine; sabırla bekleyen erdemli kişinin, değersiz insanlardan gördüğü muameleye, insan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken kim katlanırdı bu yorgun yaşamın yükü altında homurdanıp terlemeye, ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?
Hamlet – William Shakespeare