132

Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kıldık. – Pascal

Serenad – Zülfü Livaneli

131

Dünyanın bir numaralı devleti ABD; 22 eyaleti moratoryum ilan etmesine, merkez bankasının kasasının boş olmasına, 10 yıl daha yaşar mı diye tartışılıyor olmasına rağmen başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Amerika’nın gerçek muhalefeti başkanlık sistemini Amerika’nın en tehlikeli ihraç ürünü olarak nitelendiriyor. Dünyada 30’dan fazla ülkenin, Amerika’dan ithal ettiği başkanlık sistemi nedeniyle anayasal çöküş yaşadığı belirtiliyor.

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

130

“Güç, istediğini alabilmek için diğerini etkilemek demektir. Bunu üç şekilde yapabilirsiniz. Birincisi sopa metodudur. İnsanları tehdit edersiniz. Öbürü havuç metodudur. İnsanları ödeme yaparak etkilersiniz. Veya insanları sizin istediğinizi istemeleri için ikna edersiniz. İşte onları ikna ederek, çekim merkezi oluşturarak istediğiniz noktaya getirmeye “yumuşak güç” denir.” – Joseph Nye Milli İstihbarat Uzmanı

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

129

Bir düşman algısı olmadan oligarşik düzen kurulamaz. Finans baronları savaş korkusu olmadan sosyal ve ekonomik ilişkilerini başkalarına dayatamazlar. O nedenle histeri içinde tamamen yalana dayalı bir düşman yaratırlar. – Webster Griffin Tarpley

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

128

“Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin ham maddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır.” – Woodrow Wilson ABD Başkanı 1912

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

127

“Hedef ülkeye bir milyonluk bir kredi ayarlanır. Mesela Ekvator. Bununla havaalanları, yollar, köprüler, limanlar yapılır. Halkın hiçbir ihtiyacını gidermeyecek görmeyecek bir yığın inşaat dikilir, gidip yönetimlere rüşvet veririz. Onları büyük miktar kredi almaya ikna ederiz. Nasılsa bu paranın %90’ı Amerika’ya geri gelecektir. Ülkeyi büyük bir borca sokarız. Bu borç durmadan büyür. Ekvator’un milli bütçesinin yarısını bulur. Sağlık ve eğitime kuruş kalmaz, tarım arazileri yok olur, ülkede küçük bir azınlık rüşvetlerle olağan üstü zenginleşir. Halk yoksulluk içinde debelenir. Tepe noktasındakileri kendine bağla, hedef ülkeyi borçlandır. Etnik ve dini olarak ayır. Zengin kaynakları iç et.. Gerçek demokrasi yeşerdiği anda ez. Meclisler asla halkın gerçek temsilcilerine açılmasın. Sandığa gidenler hep benim adamlarımı koltuğa taşısın.” John Perkins – Ekonomik Tetikçi

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

125

“Bana bir yalan söyleyerek Irak rejimini devirme şansı verildi. Ben ve oğullarım, Irak’a demokrasinin gelmesine neden olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.” – Ahmed Elvan el Cenabi ‘Irak’ta biyolojik silah bulunduğu iddiasını ortaya atan mühendis’

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

123

Devrilen diktatörler kimdi? 30 – 40 yıldır ABD ve AB’nin ekonomik ve siyasi emir ve desteğini alanlar. Halklarını IMF ve Dünya Bankası emirleriyle aç ve işsiz bırakanlar.

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

122

IMF boyunduruğuna alınan hedef ülkede önce işsizlik artar; sonra kargaşa başlar. Yabancı istihbarat ajanları ve bölücü faaliyet ülkeyi kaosa sokar. Sonunda iç savaş çıkar; ardından barış adına NATO ve BM müdahale eder. Bunun adı insani müdahale olur. Ve yabancı güçler zengin kaynaklara sahip topraklara hiç gitmemecesine otururlar. Veya içeriden sivil toplum ağları yıllarca fonlanır; üniversiteler, medya sivil ağa alınır. İşsiz ve yoksul halk en ufak kıvılcımla ayaklanır. Liderler devrilir. Demokrasi gelir.

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

121

CIA için demokrasinin bir anlamı yoktur! Eğer bir ülkede seçilmiş bir hükümet varsa ve bizimle işbirliği yapıyorsa ne ala! Eğer işbirliğini reddediyorsa, demokratikmiş, değilmiş umurumuzda değildir. – Philip Agee / CIA çalışanı

Kaçın Demokrasi Geliyor – Banu Avar

120

Japonya’da otomatların çok yaygın olmasının en önemli sebebi Japon halkının para alıp verme konusunda korkunç bir çekincesi olması. Parayı almayı, vermeyi, inanlar arasında elden ele dolaşan parayla işlem yapmayı hiç sevmiyorlar. Tarih boyunca para işiyle uğraşan tüccar sınıf hep aşağılanmış ve para, kelimenin tam anlamıyla “elinin kiri” olarak tanımlanmış. Sizden para alan ve ödeyen kişide bir gerginlik oluşuyor. Bir kasiyere para uzattığınızda parayı elinizden almıyor, kasanın önündeki küçük bir tabakçığa bırakmanızı bekliyor ve yine elinize vermeden tabakçığın üzerine bırakıyor.

Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

119

Tren ve metrolarda ulaşım ücreti kaç durak gideceğinize göre değişiyor. Bu yüzden istasyonun bilet gişesindeki haritaya bakarak gideceğiniz istasyon için gereken tutarı öğrenir biletinizi alırsınız. İneceğiniz durağa kadar bileti saklar, inişte otomatik turnikeden geçersiniz. Eğer az ücret ödediyseniz çıkıştaki bir makineden farkı tamamlarsınız; fazla ödediyseniz bileti saklar, kalan miktarı ileride kullanırsınız. Bileti kaybettiyseniz istasyon görevlisine gider, trene nereden bindiğinizi söylersiniz, o da ücreti hesaplayıp sizden tahsil eder.
Bunu öğrendiğimde, tabi ki bir Türk olarak aklıma her türlü hinlik geldi. Bir Japon arkadaşıma sordum: – Yirmi duraklık bir mesafe kat etsen ama görevliye iki durak geldiğini söylesen ne olacak? Senin trene nereden bindiğini nasıl anlayabilir? Arkadaşım hayretle bana baktı, – Böyle bir şeyi neden yapayım ki? – Yani mesela 750 yen yerine 150 yen ödersin.. Çaktın mı köfteyi? – Ama böyle bir şey yaparsam tren şirketleri zarar etmeye başlarlar. Dolayısıyla zamanla fiyatlar arttırmak zorunda kalırlar ve benim çocuklarım gelecekte bu hizmetten daha pahalıya faydalanırlar.

Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

118

Üç buçuk yılda bir kez bile elektrik kesintisi yaşanmadı. Bir keresinde Japon arkadaşlar konuşurken Ankara’da sık sık kesilen elektrikler yüzünden elektronik cihazlarımızın zarar gördüğünü söylemiştim. Arkadaşım elektrik kesintisinin ne demek olduğunu pek anlayamadı.
– Elektrik kesintisi ne demek? – Evine elektrik gelmiyor. – Nasıl yani? Niye gelmiyor? – Nereden bileyim. Trafo, şebeke, cereyan.. Elektrik arzı, talebi, yoğunluk, arıza.. – Bir eve elektriğin gelmemesi ne demek ki? Mantıksız bir şey. Elektrik dediğin sürekli vardır.

Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

117

Tokyo’da yaşadığım üç buçuk yıl içerisinde sadece bir kez su borularında tamirat oldu; o tamiratı da belediye yetkilileri bir ay öncesinden mahalledeki tüm evlere duyurdular ‘falanca tarihte saat 11:25 ile 13:52 arasında su kesilecektir’ diye. 13:53’te sular akıyordu.

Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

116

Haçlı Seferleri Dönemi, Avrupa açısından hem ekonomik hem de kültürel anlamda tam bir devrim başlatırken, Doğu’da bu kutsal savaşlar ve karşılığındaki “cihat” uzun yüzyıllar sürecek bir gerilemeye ve aydınlık düşmanlığına yol açar. Her taraftan kuşatılan İslam Alemi kendi kabuğuna çekilir kısırlaşır; gezegen çapındaki evrim sürüp Müslümanlar kendilerini bu gelişmenin iyice dışında kalmış hissettikçe de söz konusu tavırlar kökleşir. Bundan böyle ilerleme, ‘öteki’ anlamına gelmektedir. Modernizm ‘ötekidir’.

Kendi kültürel ve dinsel kimliğini Batı’nın simgelediği bu modernizmi yadsıyarak ifade etmek zorunlu muydu? Yoksa tam tersine kimliğini kaybetme riskini göze alıp kararlı bir biçimde modernleşme yoluna girmek mi gerekirdi? Ne İran, ne Türkiye ne de Arap dünyası bu ikilemi çözmeyi başarabildi; bugün hala cebri Batılılaşma evreleriyle, yabancı düşmanlığı rengine de bürünen aşırı gericilik evrelerinin birbirlerini, çoğunlukla da şiddet yüklü bir biçimde izlemesinin nedeni işte bu çözümsüzlüktür.

Arapların Gözünden Haçlı Seferleri – Amin Maalouf

115

Haçlı Seferleri’nin en başından en sonuna kadar, Araplar Batı’dan gelen fikirlere açılmayı reddetmişlerdir. Uğradıkları saldırının belki de en yıkıcı etkisi bu alandadır. İşgalci açısından topraklarını fethettiği halkın dilini öğrenmek hünerdir; istilaya uğrayan halk açısından fatihlerinin dilini öğrenmek ise bir taviz, hatta ihanettir. Gerçekten de çok sayıda Frenk Arapça öğrenirken, birkaç Hristiyan dışında memleket nüfusu Batılı’ların dillerine kulaklarını tıkamıştır.

Arapların Gözünden Haçlı Seferleri – Amin Maalouf

114

Bir din ne kadar basitse ve sadece kişinin yaratan ile diğer yaratılanlar arasındaki ilişkiyi düzenliyorsa o derecede barışçıldır. Bunun tersi olarak dinin kapsamlı ve hayatın her kademesine müdahil olması toplumsal ilişkilerde kaosu arttırmaktadır.

Japon Yapmış – Onur Ataoğlu

113

Yeryüzü sakinleri ikiye ayrılır. Beyni olup dini olmayanlar, dini olup beyni olmayanlar. – Ebu’l Ala el-Maarri

Arapların Gözünden Haçlı Seferleri – Amin Maalouf

112

İyi yönetilen devlet, iyi yönetilen üniversite, iyi yönetilen gazete, iyi yönetilen banka hepsini inceleyin; hepsinin başında gençliğini hakkını vererek yaşamış yöneticiler görürsünüz.

İsim, Şehir, Hayvan – Yılmaz Özdil

111

Tarihin içinde mevcut sosyopolitik durumun tam bir kopyasını bulmak neredeyse imkansızdır. Tarih kendisini tekrar etmemektedir. Heraklitos ‘aynı nehirde iki kere yıkanılmaz’ derken aklında aslında bu düşünceler yer almaktaydı.

Aristoteles ile Bir Karıncayiyen Washington’a Gider… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

109

Siz doğmadan önce olanlardan habersiz olmak daima bir çocuk olarak kalmak demektir. – Cicero

Aristoteles ile Bir Karıncayiyen Washington’a Gider… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

108

İstatistik, farklı uzmanların, aynı rakamlardan, farklı sonuçlara varabilmelerini sağlayan tek bilimdir. – Evan Esar

Aristoteles ile Bir Karıncayiyen Washington’a Gider… – Daniel Klein & Thomas Cathcart