82

Sokrat’a göre ruh ölümsüzdür. Ruh ölümsüzse bu dünyaya gelmeden öncesiyle ilgili neden bir hatıramız yok? Yani dünya sonrası bilinç nasıl olacak? Dünyadaki bilinçlilik halini hatırlamayacak mıyız? Hatırlamayacaksak ölümsüzlüğün ne anlamı var? Devamlılık olmayacaksa şimdi veya o zamanı neden umursayayım?

Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

81

Gerçekten ciddi tek felsefi sorun vardır o da intihardır. Yaşamın yaşanmaya değer olup olmadığı konusunda bir yargıya varmak felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. – Albert Camus

Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

80

İnsanın kendisini öldürmesi ahlaki cesaretin başarısızlığa uğraması, yaşamın saçmalığını kucaklama sorumluluğunu bırakmasıdır. – Albert Camus

Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

77

Bu kadar çok absürt davranış kuralının ve bu kadar çok absürt dini inancın nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz, dünyanın dört bir yanında insanların zihnine nasıl böyle derinlemesine kazındıklarını da; ama şunu belirtmek gerekir ki, hayatın ilk yıllarında, beyin henüz tüm etkilere açıkken sürekli olarak telkin edilen bir inanç neredeyse içgüdü mahiyetine bürünür; içgüdünün özü ise akıldan bağımsız olarak takip edilmesidir. – Charles Darwin

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

76

Benim ateizmim, tıpkı Spinoza’nınki gibi, evren karşısında hakiki bir dindarlıktan ibaret ve sadece, kendi insanca çıkarlarına hizmet etsin diye insanlar tarafından kendi suretlerinde yaratılmış tanrıları reddediyor. – George Santayana

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

73

Garip değil mi? Herkesin kendi kendisinin hekimi veya avukatı olmasına izin vardır da, insan kendi kendisinin rahibi olmak isteyince feryadı basarlar ve yeryüzü tanrıları işe karışır. Yeryüzü tanrıları insanın yeryüzündeki esenliğini sık sık hayli sorumsuzca ihmal ettikleri halde, insanın ebedi esenliğiyle neden bu kadar yakından ilgilenirler acaba? – G. C. Lichtenberg

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

72

Hristiyanlık her şeyden önce teselli eder, ama teselliye ihtiyacı olmayan, doğuştan mutlu ruhlar da vardır. Dolayısıyla Hristiyanlık bu ruhları mutsuz etmekle işe başlar, aksi takdirde onlar üzerinde iktidar kuramayacağı aşikardır. – André Gide

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

68

Tanrılar insanların dualarına kulak verseydi, bütün insanlık hızla yok olurdu, zira insanlar sürekli birbirlerinin başına çeşitli kötülükler gelsin diye dua ederler. – Epikuros

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

67

İman: Eşi görülmemiş şeyler hakkında, hiçbir bilgisi olmadan konuşan biri tarafından söylenen şeylere, hiçbir kanıt olmadan duyulan inanç.

Dua: Değersizliğini bizzat kendisi itiraf eden tek bir ricacı uğruna evrenin yasalarının hükümsüz kılınmasını istemek.

Din: Umut ile Korku’nun, Cehalet’e Bilinmez’in doğasını açıklayan evladı.

Putperest: Görüp dokunabildiği bir şeye tapınma ahmaklığını gösteren cahil yaratık.

İmansızlık: Benim tanrıma gösterdiğin saygısızlık.

Din adamı: Kendi dünyevi durumunu iyileştirmek amacıyla bizim uhrevi meselelerimizin idaresini üstlenen kişi.

Aziz: Ölmüş bir günahkarın yeniden gözden geçirilip düzenlenmiş hali. – Ambrose Bierce

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

65

Ahlakın temeli ne zaman ilahiyata dayandırılırsa, haklar ne zaman ilahi otoriteye bağımlı hale gelirse, en ahlaksızca, en adaletsiz, en kepaze şeyleri mazur görüp yaygınlaştırmanın yolu açılmış demektir. – Ludwig Feuerbach

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

64

Tanrı kötülüğün önünü almak istiyor ama buna gücü yetmiyor mu? O zaman kadri mutlak değil demektir. Gücü yetiyor ama yapmak istemiyor mu? O zaman kötü niyetli demektir. Hem gücü yetiyor hem de yapmak istiyor mu? O zaman kötülük nereden geliyor? Hem gücü yetmiyor hem de yapmak istemiyor mu? O zaman ona neden Tanrı diyelim ki? – Epikuros

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

63

Yeryüzünde kötü olan ne varsa hepsinin şeytandan geldiğine inanmaya çalışıyoruz; ama başka türlü, Tanrı’yı bağışlamaya güç bulamazdık da ondan böyle yapıyoruz. Andre Gide

İllallah – Metis Yayınları Ajandası 2010

60

Kadıköy (Körler Memleketi): Megaralılar kendilerine havası, suyu, toprağı iyi bir memleket aramaktadırlar. Delh kahinine bize gidip yaşayacak bir memleket göster demişler. Kahin “siz körlerin memleketi karşısındaki yere gidiniz, orası yer yüzünün en rahat en güzel yeridir, orada oğullarınız gürbüz siz sıhhatli olacaksınız” der. Megaralılar Atina civarında yaşamakta olup bu salıktan sonra yola çıkarlar. Bir süre yol kat ettikten sonra bir gece Sarayburnu’na gelip konaklarlar. Sabah uyandıklarında Reis Vigas:
-Kahinin sözü çıktı
-Körler memleketi nerede?
-İşte orası! (Eliyle Kadıköy’ü İşaret ederek)
(Sonra etrafındaki yeşillikleri göstererek) Yeryüzünün bu kadar güzel yerini görmeyip karşısını beğenenler elbetteki ancak körlerdir.

59

Üsküdar: Rivayetlere göre önceleri altın şehir anlamına gelen Hrisopolis olarak anılırmış. İranlılar galibiyetlerinden sonra toplanan altınları buraya getirdikleri için bu şekilde olduğu söyleniyor. Bundan başka güneş batarken bu semte verdiği sarı renkten dolayı bu isimle anıldığına dair ifadeler var. Asıl kabul edilen ise Aga-memnon’un oğlu Hrisis’in mezarı burada olduğu için bu bölgeye bu isim verilmiştir. İlerleyen dönemde bölgenin adı ‘Skutarı’ olmuş. Dilde söylene söylene ‘Üsküdar’a dönüşmüş olabileceğine inanıyorlar. Evliya Çelebi ise Üsküdar evlerinin Kadıköy evlerine göre “eski ve dar” olması sebebi ile bu bölgeye önceleri ‘eskidar’ sonraları da ‘Üsküdar’ dendiğini iddia ediyor.

Tarihi ve Efsaneleriyle İstanbul Semtleri – Niyazi Ahmet Banoğlu

58

Beyoğlu: Şehir dışı anlamına gelen ‘Pera’ ismi hala kullanılmaktadır. Fatih Sultan Mehmet fetihten sonra Rum Şarki Devleti’nin Trabzon’da bulunan şubesini 1461 yılında dağıttıktan sonra imparatoru Edirne’de oğlu Aleksi’yi ise Pera’da oturmaya mecbur ediyor. Aleksi prens olmasına rağmen o civardaki halk prens kelimesine alışık olmadıklarından ‘beyoğlu’ kelimesini kullanmayı daha uygun buluyorlar. Bu isim ise daha sonra semte adını veriyor.

Tarihi ve Efsaneleriyle İstanbul Semtleri – Niyazi Ahmet Banoğlu