136

Beni seviyorsan, yeterince tanımıyorsun, yeterince tanımadığına göre de tanıyana kadar sevgine alışmak delilik olur. – Karl Marx

Aşk Üzerine – Alain de Botton 

134

Her aşık oluş umudun kendini bilmişliğe karşı zaferidir. Kendimizde gördüklerimizi, onda görmemeyi umarak aşık oluruz. – Oscar Wilde

Aşk Üzerine – Alain de Botton

102

Kendi özgür irademize inanmak zorundayız, aksi durumda ahlaki sorumluluğumuza inanmak için temelimiz kalmaz, o zaman da ahlaki seçimlerimizin denetimimizin dışında olduğunu kabul etmek zorunda kalırız.

Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer – Daniel Klein & Thomas Cathert

98

Lüks ürünlerin ve sözüm ona bize rahat yaşamlar sunan hizmetlerin çoğu, hiçbir biçimde vazgeçilmez değildir. Ayrıca bütün bunlar insanlığın gelişimine ket vurur. İnsan, vazgeçebildiği eşya oranında zengindir. – Thoreau

Statü Endişesi – Alain de Botton

97

Eğer toplumun her bir üyesinin değerli olduğu hissiyatını benimseyebilirsek ve eğer mekanları ve toplumsal davranışları da bu farkındalıkla inşa edebilirsek, işte o zaman sıradan olma fikri bütün kasvetinden kurtulur; üstelik böylece bireyin toplum içinde sivrilme ya da kendini kaskatı duvarların ardına hapsetme arzusu da zayıflamış olur.

Statü Endişesi – Alain de Botton

96

İkamet, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi konulardaki yetersizliklerin had safhada olduğu ülkelerde, toplum üyeleri çoğunluğa dahil olmaktan kaçmaya çalışır, kalın duvarların arkasına saklanırlar. Fakat kamusal mekanlar ve şehrin sunduğu olanaklar pırıltılı ve şaşaalı olduğu zaman, vatandaşlar kendi özel pırıltılarını yaratma sevdasını yüreklerinde hissetmezler. Böylesi toplumlarda sadece sıradan vatandaş olmak yeterince güzel bir kaderdir.

Statü Endişesi – Alain de Botton

95

Önemsizlik hissini yenebilmek için, kendimizi daha önemli bir konuma getirmeye uğraşmak yerine, herkesin eşit derecede önemsiz olduğunu kavramak gerekir.

Statü Endişesi – Alain de Botton

94

Zamanın bize sunduğu afyonun panzehiri yoktur. Nesiller gelir geçer, bazı ağaçlar yaşamını sürdürür, en eski aileler bile üç tane meşenin ömrü kadar yaşayamazlar. İnsanlar kendi tuttukları değil Tanrı’nın tuttuğu kayda göre yaşamaktadırlar. Thomas Browne – Mezar Ekolü

Statü Endişesi – Alain de Botton

93

Heredot’un naklettiğine göre bir Mısır adetinde ziyafetin sonuna doğru masadakilerin en neşeli, en keyifli olduğu anda hizmetçiler üzerinde iskeletlerin olduğu sedyeler taşırlar, bu sedyelerle masaların aralarından geçerlermiş.

Statü Endişesi – Alain de Botton

21

İşimiz hiç olmazsa bizim aklımızı başka yere çeker, bize mükemmellik umutlarımızı yerleştireceğimiz harika bir sabun köpüğü sağlar, ölçüsüz endişelerimizi nispeten daha küçük çaplı ve başarılabilir birkaç amaca yoğunlaştırır. Bize üstünlük duygusu verir, saygıdeğer bir şekilde yorar bizi, masaya yemek koyar. Bizi daha büyük dertlerden uzak tutar.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

20

Herkesin üstünlük için çaba harcaması gerekir. Başaramazsa hiç olmazsa büyük bir cesaretle girişip de başaramamış olur ve onun yeri asla, zaferi de yenilgiyi de bilmeyen soğuk ve korkak insanların yanı olmaz. (Theodor Roosevelt)

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

19

İnsanlık tarihin çoğunda, çalışanların görevlerini enerjik ve hünerli bir şekilde yerine getirmesini sağlamak için gereken tek araç kırbaçtı. Ama yeterli performansı çalışanların sadece korkutulmasını ya da boyun eğdirilmesini değil, önemli derecede rızasını da gerektiren işlerin ortaya çıkışıyla, insan çalışma kurallarının yeniden yazılması gerekti.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

18

Harcadığımız çabalar genellikle dayanıklı fiziksel bir karşılık bulamaz. Bizler, geçen yıl ne yaptığımızı ve daha da ötesi, nereye gittiğimizi ve ne kadar ettiğimizi düşünüp durmamıza yol açan, elle tutulmaz, dev kollektif projelerin içinde seyreltilmiş haldeyiz.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

17

Bilim öncesi çağ, ne denli kusurları varsa da, yaşayanlarına hiç olmazsa, insan yapımı her türlü başarının evrenin manzarası yanında önemsiz kalacağını bilmekten kaynaklanan bir iç huzuru vermişti. Zımbırtılarımızla daha çok mutlu, ama genel halimiz konusunda daha az mütevazi olan bizler, zeki, mükemmel, kocaman gözlüklü ve ahlaken sorunlu insan kardeşlerimizden daha baskın bir yücelik kaynağından yoksun olmamızdan kaynaklanan kıskançlık, endişe ve kibir duygularıyla boğuşmaya terk edilmişiz.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

15

Tüm toplumlar işe daima çok büyük önem vermiştir, ama çalışmanın bir ceza yahut eziyet olmadığını düşünen ilk toplum bizimkisidir. İlk kez biz, finansal bir zorunluluğun yokluğunda bile çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. İş seçimimizin bizim kimliğimizi belirleyeceği o denli benimsenmiştir ki, yeni tanıdığımız kişilere sorduğumuz en ısrarlı soru, nereli oldukları ya da ana babalarının kim olduğu değil, ne yaptıklarıdır ve anlamlı bir varoluşa giden yolun mutlaka, kazançlı bir iş kapısından geçmesi gerektiğine dair varsayım çok güçlüdür.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

14

Ne şaşırtıcı bir uygarlık bu. Haddinden fazla zengin, ama servetini daha ziyade, şaşırtıcı derecede küçük ve pek anlamlı olmayan bazı şeylerin satışından edinen, parayı yatırmaya değer amaçlarla, kuşaklarının çoğunlukla ahlaken saçma ve yıkıcı mekanizmalarının arasında bocalayan ve bilinçli bir şekilde karar vermekten aciz bir uygarlık.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

13

Anlamlı bir iş nedir? Yaptığımız işin anlamlı olmasını dilerken istediğimiz şey, başkalarının mutluluğunu arttırma şansından, dünyanın bilgi, verim, sağlık, bilgelik ya da güzellik hazinesine ne denli sınırlı olursa olsun, bir katkıda bulunmayı başardığımızı hissetmekten başka bir şey değildir ve bu arayış, zenginlik ve statü kazanma yönündeki, daha çok bilinen ve herkesçe tanımlanan dürtülerin yanı sıra, bizim yapımızın doğuştan gelen ve kolay kolay yok olmayan bir parçasıdır.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

12

Bir toplum ancak, üyeleri genel bilgiyi yitirip de, dar bir şekilde sınırlandırılmış alanlarda kişisel beceriler geliştirdikleri ölçüde refaha kavuşabilir. (Vilfredo Pareto)

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

11

Binlerce yıllık çabadan sonra biz, en azından sanayileşmiş dünyada, kendini bir sonraki yemeğini sağlamak için endişeli bir arayıştan kurtarmış tek hayvanız. Ama yine de bizim, şarap denizleri ve ekmek dağlarıyla bu bolluk dönemimizin pek de, Orta Çağ’ın kıtlıklarla geçen yıllarında yaşamış atalarımızın düşlediği gibi şen ve mutlu bir yer olmadığı ortaya çıktı.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

10

Atalarımız yaz sonunda bazen, bir çalının altında avuçlar dolusu çilek bulunca bunu, yaratıcı Tanrı’nın hiç beklenmedik bir lütfu olarak görüp memnun olurlardı, ama biz modernleşince, yukarıdan ara sıra gelecek armağanları bırakıp, hemen ve her seferinde elde edilebilecek memnuniyet duygusunu yaratmaya kalktık.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton

9

İki yüzyıl önce dedelerimiz, yedikleri ve sahip oldukları sınırlı sayıda şeylerin hemen hemen her birinin tarihini ve kökenini, ayrıca bunların üretimi ile ilgili kişileri ve aletleri tam olarak bilirlerdi. Domuzu, marangozu, dokumacıyı, dokuma tezgahını ve sütçü kızı tanırlardı. O günlerden bu güne, satın alınabilecek mal sayısı geometrik bir şekilde artmışsa da, bu malların yaratılışı hakkındaki bilgimiz hemen hemen belirsizlik düzeyine dek azaldı. Biz şimdi mallarımıza pratikçe ulaştıkça, onların üretim ve dağıtımından düşünsel olarak koptuk; bizi hayret etme, minnettarlık duyma ve suç işleme yolunda sayısız fırsattan yoksun bırakan bir yabancılaşma sürecidir bu.

Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı – Alain de Botton