167

“Mühendislerimiz sağlıklı, güçlü, aktif, işe yarayan ve işini seven insanlar. Oysa mimarlarımız inançsız, işsiz, kendini beğenmiş ve huysuz. Çünkü yakında onlara yapacak iş kalmayacak. Artık süs olsun diye bina dikecek kadar paramız yok. Ama herkesin banyo yapması lazım. Mühendislerimiz insanlara bu olanakları sunabilecek yeteneklere sahip bu yüzden geleceğin bina tasarımcıları onlar olacak.” – Le Corbuser (1923)

Mutluluğun Mimarisi – Alain de Botton

141

Adını hak eden tek özgürlük, başkalarını özgürlüklerinden alıkoymadığımız ya da kendi özgürlüğümüzü elde etmek için onların çabalarını engellemediğimiz sürece kendi doğrumuz doğrultusunda kendi bildiğimiz yolda ilerlemektir. Uygar bir toplumda belli insanlar üzerinde güç kullanmanın tek haklı gerekçesi, başkalarını korumak olmalıdır. Fiziksel ya da ahlaki anlamda menfaatler yeterince haklı bir neden değildir. – John Stuart Mill

Aşk Üzerine – Alain de Botton

132

Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kıldık. – Pascal

Serenad – Zülfü Livaneli

120

Japonya’da otomatların çok yaygın olmasının en önemli sebebi Japon halkının para alıp verme konusunda korkunç bir çekincesi olması. Parayı almayı, vermeyi, inanlar arasında elden ele dolaşan parayla işlem yapmayı hiç sevmiyorlar. Tarih boyunca para işiyle uğraşan tüccar sınıf hep aşağılanmış ve para, kelimenin tam anlamıyla “elinin kiri” olarak tanımlanmış. Sizden para alan ve ödeyen kişide bir gerginlik oluşuyor. Bir kasiyere para uzattığınızda parayı elinizden almıyor, kasanın önündeki küçük bir tabakçığa bırakmanızı bekliyor ve yine elinize vermeden tabakçığın üzerine bırakıyor.

Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

114

Bir din ne kadar basitse ve sadece kişinin yaratan ile diğer yaratılanlar arasındaki ilişkiyi düzenliyorsa o derecede barışçıldır. Bunun tersi olarak dinin kapsamlı ve hayatın her kademesine müdahil olması toplumsal ilişkilerde kaosu arttırmaktadır.

Japon Yapmış – Onur Ataoğlu

113

Yeryüzü sakinleri ikiye ayrılır. Beyni olup dini olmayanlar, dini olup beyni olmayanlar. – Ebu’l Ala el-Maarri

Arapların Gözünden Haçlı Seferleri – Amin Maalouf

112

İyi yönetilen devlet, iyi yönetilen üniversite, iyi yönetilen gazete, iyi yönetilen banka hepsini inceleyin; hepsinin başında gençliğini hakkını vererek yaşamış yöneticiler görürsünüz.

İsim, Şehir, Hayvan – Yılmaz Özdil

100

Aristoteles’e göre herşeyin bir telos’u yani ulaşması gereken içsel bir ereği vardır. Hayatın telos’u yani insanların ne olmaları gerektiği ile belirli bir bireyin telos’u yani ne olmak istediği arasında bir fark vardır.

Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer – Daniel Klein & Thomas Cathcart

97

Eğer toplumun her bir üyesinin değerli olduğu hissiyatını benimseyebilirsek ve eğer mekanları ve toplumsal davranışları da bu farkındalıkla inşa edebilirsek, işte o zaman sıradan olma fikri bütün kasvetinden kurtulur; üstelik böylece bireyin toplum içinde sivrilme ya da kendini kaskatı duvarların ardına hapsetme arzusu da zayıflamış olur.

Statü Endişesi – Alain de Botton

96

İkamet, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi konulardaki yetersizliklerin had safhada olduğu ülkelerde, toplum üyeleri çoğunluğa dahil olmaktan kaçmaya çalışır, kalın duvarların arkasına saklanırlar. Fakat kamusal mekanlar ve şehrin sunduğu olanaklar pırıltılı ve şaşaalı olduğu zaman, vatandaşlar kendi özel pırıltılarını yaratma sevdasını yüreklerinde hissetmezler. Böylesi toplumlarda sadece sıradan vatandaş olmak yeterince güzel bir kaderdir.

Statü Endişesi – Alain de Botton

83

İlkel zamanlarda ruh yaşam gücü anlamında kullanılıyordu. Evrensel yaşam gücü ebediydi ve birey bunun bir parçasıydı. Çok geçmeden yaşam gücü kavrayışı bireysel irade gücü kavrayışıyla karıştı. Fakat irade gücünden daha güçlü bir şey vardı o da kabile iradesiydi. İncil döneminde bu kabile iradesi daha aşkın bir varlığa tek tanrı inancına bağlandı. Artık bireysel iradesini ifade edenler isyancı sayılıyordu. Grup olmanın en iyi yanı grupların suçluluk duymamasıdır. Bunun ardından günah ve suçluluk fikri gelişti. Bireysel günahla birlikte ölüm kaygısı geri döndü. – Otto Rank

Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu… – Daniel Klein & Thomas Cathcart

54

Başkalarını korkutmaya çalışan ve korkutanların kendileri daha çok korkarlar ve korktukça, korkularını yenmeye çalışmak için daha çok korkutmaya çalışırlar.

Korkudan Korkmak – Aziz Nesin

53

Toplumsal Kaynaklı Korku; Birey kendisine yabancılaşmış ve kendisinin yabancılaştığı toplumsal güçlerin kendisini ezmesinden, baskı altına almasından korkar. Birey resmi yazı, üniforma, toplumsal gücü simgeleyen veya simgelediğini zannettiği her şeyden korkar.

Korkudan Korkmak – Aziz Nesin

51

Vicdanı toplumsal yasaklamalar sonucu kişinin oluşturduğu bir üstben olarak tanımlayabiliriz. Toplumun egemen güçleri doğrultusunda oluşur, biçimlenir ve kişiye buyurur. Böylece başkalarının yapma etme demesine gerek kalmaz.

Korkudan Korkmak – Aziz Nesin

50

Bir toplum tümüyle baskının yarattığı korkudan korkunun etkisi altındaysa o toplum içinde korkudan korkusuzluk ayrıcalıkları söz konusu olamaz. Çünkü hiç kimse içinde bulunduğu mekanın tavanından yüksek ve döşemesinden alçak olamaz.

Korkudan Korkmak – Aziz Nesin

47

Demokrasi bir ülkede çok parti olması ve seçimle iktidara partilerin gelmesi demek değildir. Bu ancak çok gerekli ve vazgeçilmez olan demokrasinin biçimsel yönüdür. Demokrasinin özü demokratikleşmedir. Yani bir ülkenin bütün nimetlerinden, haklarından, varlıklarından, ürettiklerinden, zenginliklerinden o ülke yurttaşlarının aralarında hiçbir ayırım gözetmeksizin çalıştıkları hak ettikleri ve layık oldukları oranda yararlanmaları pay almaları demokratikleşmedir. Tek sesin, tek adamın, tek modelin, tek tipin kısacası tekçilliğin egemen olduğu yerde seçenek yoktur. Ve seçenek olmayan yerde de demokrasi olamaz.

Korkudan Korkmak – Aziz Nesin

37

Milliyetçi, muhafazakar dediğimiz kesmin bizdeki gibi kasabalı, içine kapanık, dünyayı bilmeyen, lisan bilmeyen, yabancı milletleri okumayan, takip etmeyen, onlarla konuşamayan, onlarla birlikte bir mekanı ve bir havayı solumayan insanlar olması düşünülemez. Yani milliyetçilik aslında çelişkili gibi görünüyor ama enternasyonalizmden geçmelidir. Yani insanın diğer insanları ve beşeri tanımasından geçer. Şimdi bizde Türkiye’de kimse özellikle sosyalist takım batıyı bilmez. İslamcılar islam üzerinde geniş bir bilgi sahibi değildir. Milliyetçilerin çoğu zaman kendi memleketimizi bile tanıdıkları şüphe götürür. Nerede kaldı ki öbürünü tanıyacak. Muhafazakarlık veya ilericilik aslında alternatifi bilerek onu reddetmekten geçer. Yoksa din kültürüyle hiç alakası olmayan birinin dini reddetmesinin bir anlamı yok.

Tarihin İzinde – İlber Ortaylı